Kasımoğlu, Kasımoğlu-Mandanoğlu, Demir ve Demirkasımoğlu

         
                 
       

Karaman yöresinden, muhtemelen önce Erzurum-Bayburt daha sonra Trabzon Of bölgesine, Fatih Sultan Mehmet döneminde Trabzon'un fethi ile veya daha muhtemel, 1570'li yıllarda Kanuni Sultan Süleyman zamanında beş büyük oba halinde gelen Oğuz Türkleridir.

Obanın, Karaman bölgesini yazlık olarak, Erzurum Bayburt yöresini yaylak olarak kullanıyor olması muhtemeldir. Bu gelenek Of bölgesine gelince de sürdürülmüş, Of yazlık ve Dernek Pazarı bölgesi yaylak olarak kullanılarak yaşam biçimi sürdürülmüştür.

Bir şecerenin varlığından bahsediliyorsa da, buna henüz ulaşılamamıştır. Ailenin Bayburt tarafında kalan kısımı ile ilgili bilgilere henüz sahip değiliz. Önce Of'a yerleşen aile, birçok alim ve asker yetiştirmiştir. Aile, zamanla dallanıp budaklandığı için, kimi birbirinden de kopmuştur.

Ailenin henüz bilebildiğimiz iki ana kısmından birisi Kasımoğulları, diğeri ondan kopan Mandanoğullarıdır. Of'da büyük bir sıtma salgını ve bu nedenle çok sayıda ölüm görülmesi üzerine ailenin bir kısmı, bugünkü Dernek Pazarı, eski adı Kalanos bölgesine yaylaya çıkmış ve zamanla orada kalıcı olarak yerleşmiştir..

 

Hun Sanatı'ndan

 

Baş Sayfa

Özgeçmişi

Ailesi

Yazıları

Şiirleri

Bağlantılar

e-Posta

 

     
     
     
     
     
     

 

Atila Saklıbahçe de

 

 

 

 

 

 

             

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

                             
                             

 

 

 

Dedem

Muhittin Demir Torunları Adnan, Efkan ve Ahmet ile

 

Şerife Demir

Babannem

Şerife Demir

 

Tevfik Oluz

Dedem

Tevfik Oluz

 

Hatice Oluz

Anneannem

Hatice Oluz

 

Dayım

Selahattin Oluz

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Ailenin Mandanoğlu kısımından, Davut Hoca'nın babasının, Osmanlı döneminde, Şeyhulislamlığı, teklif üzerine, söz konusu olmuş ancak bu gerçekleşmemiştir. Bu kişinin daha sonra, milli mücadele döneminde, Mustafa Kemal Paşa'ya da muhalif olduğu ve birtakım sorunların yaşandığı dile getirilmektedir. Davud Hoca'nın babası Mandanoğlu ile Şemsettin Said'in babası Kasımoğlu'nun amca çocukları olduğu ifade edilmektedir. Şemsettin Said'in eşi Rahime, Mandanoğlu ailesinden gelin gelmiştir. Mandanoğlu ailesinin bir bölümü Of'tan Tokat'a gelip Erbaa ilçesinde yerleşmiştir

Ailenin Kasımoğlu kısımından Şemsettin Said' in, din alimliğinden bahsedilmekte ve kitapları olduğu bilinmektedir. Bir ara alay imamlığı da yapan Şemsettin Said, Mısır üzerine düzenlenecek Osmanlı Türk Ordusu'nun seferine katılmak istemiş, ancak din alimi olduğu için bunun mümkün olmadığı kendisine ifade edilmiş. Bunun üzerine gönüllü olan Şemsettin Said Orduya katılmış ve Mısır'a gitmiştir. Bir daha da kendisinden haber alınamamıştır. Askerden dönen veya kaçan bir arkadaşının  verdiği bilgiler, en son Doğubeyazıt civarında ordu ile birlikte olduğu yönündedir. Kendisinden bir daha haber alınamamıştır. Nerede öldüğü bilinmemektedir.

Şemsettin Said'in altı erkek çocuğu olmuş, bunlardan beşi Galiçya, Kafkasya gibi Osmanlı cephelerinde savaşmış ve bir daha geri dönmemişlerdir. Kasımoğlu'nun beş çocuğunun nerede gömülü olduğu bilinmemektedir.

En küçük oğul Muhittin Of'ta ve kimi zaman Dernek Pazarı'nda kalmıştır. Muhittin, yaşı küçük olduğu için ailenin mal mülkünü koruyamamış ve diğer akrabadan kişiler malı mülküne el koymuştur. Muhittin'de demircilik ve kalaycılık yaparak Karadeniz Bölgesinde pek çok yeri dolaşmıştır. Daha sonra Demir soyadını almıştır. Muhittin Demir ölünce, tapu bildirimleri üzerine davalar açılmış ancak bundan bir netice alınamamıştır.

Muhittin Demir, Yavuz'lardan Şerife'yi istemiş ancak ailesinin vermemesi üzerine kaçırarak evlenmiştir. Şerife Demir' in ailesi ise bir bölümü Samsun Vezirköprü'de bir bölümü Samsun Havza'da bir bölümü' de Trabzon Of ve Dernek Pazarı'ndadır. Havza'da bir cami yaptıran Hacı Kamil Efendi, Şerife Demir'in babasıdır. Hacı Kamil Efendi, sadece çocuklara güler yüzlü ve onlara selam veren, büyüklere sert bir adammış. İki defa at sırtında Hac'ca gidip gelmiş. At sırtından inmediği söylenir. Şerife Demir'in ailesi'nde de din alimliği söz konusu imiş. Şerife Demir'in babası ve dedesi ile de Ankara Hükümeti'nin birtakım sorunları olmuş.

Şemsettin Said'in ailesinden bir bölümü Of'tan başta İstanbul olmak üzere, Türkiye'nin birçok yerine göç etmiştir.

Muhittin Demir, Şerife ile evlenmiş ve ondan Mehtiye ve Ayşe adlarında iki kızı, Şemsettin ve Mehmet adlarında iki oğlu olmuştur. Küçük oğlu Mehmet beş yaşını bitirdiğinde Tokat ili Niksar ilçesine yerleşmiştir. Ancak Ordu'dan Diyarbakır'a, Ağrı'dan İstanbul'a kadar çeşitli yerlerde çalışan Muhittin Demir, eşi Şerife' yi erken yaşta kaybedince ailesini gittiği yerlere götürmemiştir. Muhittin Demir, daha sonra Fatsa'da çalıştığı sırada bir evlilik daha yapmış ve ondan da Lütfiye adında bir kızı daha olmuştur.

Muhittin Demir'in en küçük oğlu Mehmet, Niksar'da Sivritepe'de, Niksar'ın yerlisi Gümbet köyünden Tevfik Oluz ve Buz Köyünden Hatice Çıtak'dan olma Günseren Oluz ile evlenmiş ve ondan Atila, Muhittin ve Özden adlarında üç oğlu olmuştur. Atila Demirkasımoğlu, 3 Mayıs 1998'de Samsun Vezirköprü yörüklerinden Abdulkadir Deveci ve Trabzon Of'lu Güler Akın'dan olma Taciser Deveci ile evlenmiştir. Atila Demirkasımoğlu'nun bu evlilikten Göksu Manas adlı bir kızı ve Afşın Arpad adlı bir oğlu olmuştur.

 

Anne Soyu: Bozoklar?..

Niksar'ın Er Gümbeti köyü, yöresel söylenişle "Herkümbet"' için anlatılan bir hikaye var: Er Gümbeti'nin Epsimara köyü ile sınırında bulunan ve Er Gümbeti'ne ait bir alana "kurt köy" adı verilir. Burada şimdi bir köy yok. Geçmişte bir köy olduğuna dair bilgi de yok. Buna rağmen burası kurt köy olarak biliniyor. Buranın eski bir anısı var.

Er Gümbeti köyünün hemen üstünde karatepe adı verilen bir tepe var. Bu tepeden bakıldığında Niksar ve Niksar Kalesi görünüyor. Zamanında bu tepenin üzerinde bir kilise varmış. Sultan Melik Gazi, Niksar'ın fethinden sonra, Niksar'da kilisenin fethedilmediğini öğrenmiş. Neden böyle küçük bir yeri fethedemediniz diye sormuş. Sinirlenmiş de. Bunun üzerine yanında birlikleri ile Er Gümbeti'nin hemen yanı başında kurt köy adlı yere gelmiş ve burada şiddetli çatışmalar olmuş. Kara Tepe alınmış. Ama Sultan Melik Gazi işte bu kurt köy mevkiinde yaralanmış ve Niksar'a nakledilmiş. Bir süre sonra da Niksar'da ölmüş.

Er Gümbeti Köyü'nün sahipleri, kendilerine bozoklar diyorlar. Ancak soyadı kanunu sırasında, Niksar'da Nüfus Müdürü olan Reşadiye'nin Melet bölgesinden olduğu söylenen Alim Gültekin adlı kişi, bozok yerine bozuk soyadını vermiş. Köylüler itiraz etmişler ama hem seslerini duyuramamışlar hem de soyadı işini fazla önemsemediklerinden üzerine gitmemişler. Er Gümbeti köylülerine bozuk soyadını veren Nüfus müdürü Alim Gültekin, o zaman küçük yaşta yetim kalan Kabakdalı lakablı İbrahim'in oğlu Tevfik'e de sizin soyadınız Oluz olacak demiş. Dedem itiraz edecek gibi olduysa da sesini çıkaramamış ve soyadı oluz olarak kalmış. Kabakdalı lakablı İbrahim, Kiracı köyünden Gülsüm ile evlenmiş. Dört çocukları olmuş. Mehmet ve en küçük Tevfik adında iki oğul ile Satiye ve Şerif adlarında iki kız. Mehmet, daha evlenmeden çok genç yaşda seferberlikte askere gitmiş ve bir daha geri dönememiş. Nerede öldüğü dahi bilinmiyor. Tevfik, Buz Köyünden Hatice ile evlenmiş.

Buz Köyü, altısı erkek biri kız, yedi kardeş tarafından kurulmuş. Hatice'nin babası Mehmet Dursun, Buz Köylü. Mehmet Dursun'un babası Mustafa da Buz Köylü. Ve onlara Çıtıroğulları denirmiş. Sonra Çıtak soyadını almışlar. Mustafa'nın eşi Şakire'nin nereli olduğu ise kesin bilinmemekle birlikte Buz köylü olduğu sanılıyor. Hatice'nin annesi Feride ise Epsimera Köyünden. Feride'nin babası da Yusuf Epsimera Köyünden ve annesi Ladik'in mezrası Hereğe'den. Hatice'nin babası tarafı yani Yusuf'un çocukları Cumhuriyet sonrası Karaca soyadını almışlar. Hatice, babasını bilmiyor. Amcalarını da bilmiyor. Çünkü Osmanlı-Rus savaşlarında ölmüşler. Hatta amcalardan biriyle ilgili anlatılan bir hikayede, Osmanlı-Rus savaşı sonrası, Rusya'da esir olduğu ve Güreşler yaptığına dair, kaynağı bilinmeyen sözler ediliyor.

Tevfik ve Hatice Oluz'un, Selahattin, Mehmet adlarında iki oğlu, Günseren, Güner(Aslı Gülsüm) ve Dürdane adlarında üç kızları olmuş. İşte bu Günseren Mehmet  Demirkasımoğlu ile dört yıllık nişanlılık sonrası evlenmiş.

Tevfik Oluz, biri dört yıl olmak üzere iki kez askere gitmiş. Ömrü boyunca çiftçilikle uğraşmış biri. Kendi tarlası ile ilgilenemediğinden Niksar'a gelmiş ve ortakçılık yapmış. Bizim çocukluğumuzda, sabah erkenden kalkar ve akşam hava kararıncaya kadar çalışırdı. Bizde, bütün torunlar, özellikle yaz aylarında olmak üzere, eşeğin iki yanında yer alan heğe denen iki büyük sepete doluşur ve öylece Sivritepe de olan eve dönerdik.

Dedem, evini kendisi yapmış. İki katlı, önünde koca bir dut ağacı olan, bir yanında ahır, öte yanında az ilerde bir fırını olan evdi. Komşular belirli zamanlarda bu fırında ekmek yaparlardı. Bizim çocukluğumuzda, çoban sabahları Niksar'ın bütün büyükbaş hayvanlarını toplar ve akşam getirirdi. Sabahları ve akşamları duyduğumuz çıngırak sesleri bizim eve dönme zamanımızı da gösterirdi. Yolda boğuşan ve boynuzlarını birbirine geçiren boğalar ilgimizi çekerdi.

Tevfik Oluz, yine bir kış sabahı tarlaya gitmeye hazırlanırken 76 yaşında öldü. Bütün zamanı çalışarak geçtiği halde, ancak yaşayabildi.

Hatice Oluz ise, son yıllarında mücadele ettiği şeker hastalığına rağmen, lise ve üniversite yıllarında okuduğumuz Ankara'da bizim evimizin işini görür, yemeklerimizi yapardı. 95 yaşında öldü. Benim hayatımda gördüğüm en çalışkan, doğru, dürüst insanlardan biriydi. Ne yazık ki son altı ayında şeker beynini iyice harab etmişti.

Ama biz anneannemizi, tarlada çalışırken, fırında ekmek yaparken, süt sağarken, yayık yayarken, ekmeklerimize tereyağ sürerken ve saatlerce karıştırarak hazırladıkları salça, kızılcık ve kuşburnu ile de hatırlayacağız. Ortaokul yıllarına kadar her yaz tatilimiz onlarla, onların güzellikleriyle geçti. Bizim için ne iyi, ne büyük şans.

Bizler, ahlakı, erdemi, sanırım en çok da bu ikisinden öğrendik. Umarım bu güzellikleri çocuklarımıza aktararak, borcumuzun en azından altında kalmayız.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bilgi için e-posta: bilgi@demirkasimoglu.com

 

|||   Baş Sayfa   ||   Özgeçmişi   ||   Ailesi   ||   Yazıları   ||   Şiirleri   ||   Bağlantılar   ||   e-Posta   |||